26 Eylül 2011 Pazartesi
Sosyal Medya Planı Hazırlarken Sormanız Gereken 34 Soru
Sosyal Medya Planı Nedir?
Sosyal Medya Planı için; kurum ya da markanın Sosyal Medya Stratejisi etrafında örgülenmiş aksiyon planlarını, süreçlerini, yönetişimi ve performans metriklerini içeren uygulanabilir bir doküman tanımını yapabiliriz. Bu planın uygulanabilir, ölçülebilir ve belli bir zaman dilimi içinde gerçekleşmesi en kritik başarı kriterlerinin başında gelmektedir.
Bu kısa tanımı geçtikten sonra asıl konumuza, yani planı şekillendirmekte faydalanacağımız sorulara:
Sosyal Medya Stratejisi ve Hedefler
1) Sosyal Medya Pazarlaması için tanımlı ve ölçülebilir hedefleriniz var mı?
2) Pazarlama iletişimi içinde Sosyal Medyanın rolü ve stratejisi tanımlandı mı?
3) Belirlediğiniz hedefler genel iş hedefleri ile ilişkili ve entegre mi?
4) Sosyal Medya’dan ciro elde etmeyi düşünüyor musunuz?
5) Hedef kitlenizi belirlediniz ve onları farklı segmentlerde incelediniz mi?
6) Sosyal Medya kanallarınızı diğer Online Pazarlama kanallarına nasıl entegre edip bağlayacaksınız?
Dinleme
7) Sosyal Medya’daki konuşmaları dinleyecek izleme ve analytic araçları kullanıyor musunuz?
8 ) Marka’nız için kritik kelimeleri takip ediyor ve bunlar için cevap stratejisini uyguluyor musunuz?
9) Dinleme sonucunda ortaya çıkan sonuçları analiz ediyor musunuz?
10) Sosyal Medya platformundaki geribildirimleri duygu (sentiment) analizinden geçiriyor ve markanızın algı endeksini takip ediyor musunuz?
Sosyal Medya Kılavuzu/Politikası
11) Kurumunuz içinde çalışanların Sosyal Medyada kendilerini ve kurumlarını nasıl temsil edeceklerini ve kullanacaklarını anlatır bir kılavuz (guideline) hazırladınız mı?
12) Kurum dışındaki takipçi ve müşterileriniz için sahibi olduğunuz SM platformuna nasıl katkı sağlayabileceklerini ve nelerin kabul edileceğini gösterir bir yönergeniz hazır mı?
13) Olası krizlerin Sosyal Medyadaki yansımalarını yönetebileceğiniz Kriz Yönetim Planınız hazır mı?
Sosyal Medya Yönetimi
14) Sosyal Medya operasyonlarını ve planını uygulamak için gerekli organizasyon ve ekip yapınız kurulu mu?
15) Social CRM akışınızı tasarladınız ve kurum içindeki birimleri bu akışa uygun örgütlendiniz mi?
16) Dinleme süreçlerinize paralel topluluk yönetiminde uygulayacağınız süreçler ve taktikler neler?
17) Kurum, Sosyal Medya Ajansı ve diğer paydaşlar arasındaki rol paylaşımı nasıl?
18) Markanızın genel pazarlama takvimine entegre bir Sosyal Medya İletişim Takvimi hazırladınız mı?
Sosyal Medya İçerik Stratejisi
19) Sosyal Medyaya özel bir içerik stratejiniz var mı? Bu strateji özelinde sahipleneceğiniz içerik temaları neler?
20) Haftalık içerik takvimi hazırlıyor musunuz?
21) SM mecrası bazında güncelleme frekansı, zamanlaması gibi optimizasyon parametrelerini dikkate aldınız mı?
22) Markanızın iletişim tonuna ve hedef kitlenize uygun konuşma tonunuza karar verdiniz mi?
23) İçerik stratejiniz içinde farklı formatta içerikler yayınlamayı düşünüyor musunuz?
24) Sosyal Medya odaklı metin yazımında SEO optimizasyonu yapıyor musunuz?
25) İçerik planınız içinde satın alma sürecini destekleyici yayınlara yer veriyor musunuz?
Sosyal Medya Ölçümleme
26) Sosyal Medya Pazarlaması için KPI ve metriklerinizi tanımladınız mı? Bu KPI’lar genel pazarlama KPI’larına entegre mi?
27) Dönemsel bazda KPI’larınız için hedeflediğiniz değerler var mı?
28) SM Ölçümlemesi için kullandığınız araçlar ve raporlama formatınız var mı?
29) Farklı mecraları tek bir potada izleyip Sosyal Dashboard raporlama ve takip yapıyor musunuz?
30) Ölçümleme stratejiniz içinde olası performans artış ve düşüşleri analiz edilip bunlar için optimizasyon aksiyonları alıyor musunuz?
Sosyal Engagement
31) Takipçilerinizle olan etkileşimi arttırmak için uygulanabilecek hazır taktikleriniz var mı?
32) Takipçilerinizle bire bir iletişim uyguluyor musunuz?
33) Etki gücü yüksek olan takipçiler ya da sizden bahseden kullanıcılarla nasıl bir iletişim yolu izliyor ve bunu nasıl kullanıyorsunuz?
34) Düzenleyeceğiniz Sosyal Medya kampanyaları için engagement hedefleriniz nelerdir?
18 Eylül 2011 Pazar
Nielsen Raporu: Alışverişten Önce Markaların Sosyal Hesapları İnceleniyor
Nielsen’in yayınladığı sosyal medya üçüncü çeyrek raporu, tüketicilerin online ve offline davranışlarını ölçen bir nitelik taşıyor. ABD’de sosyal ağlarda ve blog sayfalarında gezinen internet kullanıcılarının oranı, ABD nüfusunun neredeyse yüzde 80′ine karşılık geliyor. Rapora yansıyan önemli sonuçlardan biri de, tüketicilerin satın alma kararları sırasında markaların sosyal ağlardaki sayfaları inceleniyor veya bloglarda marka ile ilgili yazılmış yorumları dikkate alıyorlar. Bu bilinçli tüketicilerin oranı yüzde 48′i Facebook‘u kullanmak üzere yüzde 60′a tekabül ediyor.
Hal böyle olunca reklamverenler için sosyal ağlar, birer reklam cennetine dönüştürülüyor. Sosyal ağlarda giderek artan nüfusla birlikte, onları yönlendirecek, bilgi almalarını sağlayacak şekilde yetkinliğe ulaşmak da markaların anlaması gereken alanlar olacak.
Rapor sonucunda sosyal ağlarda ve bloglarda en çok vakit geçiren ilk 10 ülkenin listesi de yer alıyor. Sıralamaya bakacak olursak;
1- Avustralya
2- Brezilya
3- Fransa
4- Almanya
5- İtalya
6- Japonya
7- İspanya
8- İsviçre
9- ABD
10- İngiltere
Nielsen 2011 Üçüncü Çeyrek Sosyal Medya Raporu’ndan yansıyanlar;
*Kadınlar ve 18-34 yaş arasındaki kişiler vakitlerinin çoğunu sosyal ağlarda geçiriyor.
*Erkekler daha çok LinkedIn ve Wikia’yı ziyaret ediyor.
*Mobil sosyal medya kullanımı yükşelişte.
*Kullanıcıların yüzde 97’si bilgisayar üzerinden sosyal medya platformlarına giriyor. Bu rakam mobil telefon kullanıcıları için yüzde 37 oranında.
*Tüketiciler mobil cihazlarında en değer verdikleri özellik olarak yüzde 49 ile yükleme/müzik dinleme birinci sırada iken sosyal ağlar yüzde 47 ile ikinci sırada yer alıyor.
*2010 yılı üçüncü çeyrek araştırmasından bu yana sosyal ağ uygulamalarının kullanımı yüzde 30 artış gösteriyor.
*55 yaş ve üzerindeki kullanıcılar geçtiğimiz yıla oranla iki kat daha fazla mobil telefonlarından sosyal ağ sitelerini ziyaret ettiler.
*Gelişmekte olan sosyal ağ: Tumblr geçtiğimiz yıla oranla izleyici sayısını üçe katladı!
* Kadınlar sosyal ağ sitelerindeki videolara bakmayı tercih ederken, erkekler daha uzun videoları seyrediyor.
16 Eylül 2011 Cuma
Markanız Facebook’ta Olmalı Mı?
Birkaç yıl öncesine göre bir çok pazarlamacı, sosyal medyanın çok önemli bir konuma geldiğini kabullenmiş durumda. Hatta son günlerde birçok marka yöneticisi, sosyal medyada olma zorunluluğunun baskısını derinden hissetmeye başladı. İnsanların birbirlerine markaların web siteleri yerine Facebook sayfalarını sorduğu bir zamanda bu baskıyı hissetmemek mümkün değil.
Facebook‘ ta bir fan sayfası açmak çok kolay. Fakat, önemli olan markanızın Facebook sayfasının olmasının, orta ve uzun vadede gerçekten faydalı olup olmayacağı.
İşte markaların Facebook sayfası edinmemesi için 6 sebep;
1-Eğer Neden Bu Sayfaya İhtiyacınız Olduğunu Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Önce kendinize Facebook sayfasının markaya ne yarar getireceğini sorun; Mevcut tüketicilerinizi bir araya toplamak mı? Müşterilerin geri dönüşlerinden edindiklerinizle yeni stratejiler planlamak mı? Yoksa bilinirliğinizi artırmak mı ? Halen bir karar veremediyseniz yanlış yerdesiniz.
2-Facebook Sayfanızı, Nasıl Kullanacağınızı Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Şayet yanlış stratejilerle çok farklı yollar içine girip, hedef kitlenize amaçladığınızdan çok farklı mesajlar verebilirsiniz.
3-Facebook’ ta Kime Ulaşacağınızı Bilmiyorsanız Doğru Yerde Değilsiniz:
Fan sayfasını oluşturup, birilerinin gelip sayfanızı like etmesini beklemek doğru sonuçlar vermeyecektir. Eğer hedef kitlenizi net olarak belirleyip, onları nasıl sayfanıza çekeceğinizi bilmiyorsanız facebook size göre değil.
4-Tüketicilerinize Nasıl Değer Katacağınızı Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Diyelim hedef kitleniz sizi like etti, orta ve uzun vadede sayfanızda kalmaları için bir sebep yaratmanız, onlara değer katmanız gerekiyor. Eğer bunu yapmazsanız ya insanlar zaman içerisinde sayfanızdan ayrılır ya da aylarca sayfanıza girmeyen fanlarınızdan biri olurlar. Kendinizi bir fan yerine koyup, neden ben bu sayfada olmalıyım sorusunu sorun.
5- Fanlarınızın Ne Zaman Facebook’ ta Olduğunu Bilmiyorsanız Facebook İle Onlara Ulaşamazsınız:
Uygun içerikleri uygun kitlenize en etkin şekilde ulaştırmak için onların ne zaman internette olduğunu bilmelisiniz. Aksi taktirde yaratığınız o güzel içerik fanlarınız tarafından görülmeyecektir.
6- Hedef Kitlenizin Facebook’ ta Neden Vakit Geçirdiklerini Bilmiyorsanız Boşuna Vakit Harcamayın:
Kendinize şu soruyu sorun. Onlar sizin markanızla Facebook’ ta iletişim halinde olmak istiyor mu ? Eğer insanların Facebook’ a markalarla iletişim halinde olmak için üye olduğuna inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bir çok kişi, arkadaşları, ailesi ve soysal çevresiyle iletişim halinde oılmak için Facebook hesabı açıyor. Dolayısıyla; facebook sayfası açmadan önce onlarla doğal bir iletişimi facebook’ ta kurup kuramayacağınızı iyice anlayın.
Genel olarak şunu anlamalıyız ki konu bizim markamız değil, konu hedef kitlemiz. Bu sebeple; öncelikle hedef kitlenizi ve onların sosyal medyadaki davranışlarını anlamalıyız. Daha sonra Facebook‘ ta olup olmamaya karar vermek en doğrusu.
Facebook‘ ta bir fan sayfası açmak çok kolay. Fakat, önemli olan markanızın Facebook sayfasının olmasının, orta ve uzun vadede gerçekten faydalı olup olmayacağı.
İşte markaların Facebook sayfası edinmemesi için 6 sebep;
1-Eğer Neden Bu Sayfaya İhtiyacınız Olduğunu Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Önce kendinize Facebook sayfasının markaya ne yarar getireceğini sorun; Mevcut tüketicilerinizi bir araya toplamak mı? Müşterilerin geri dönüşlerinden edindiklerinizle yeni stratejiler planlamak mı? Yoksa bilinirliğinizi artırmak mı ? Halen bir karar veremediyseniz yanlış yerdesiniz.
2-Facebook Sayfanızı, Nasıl Kullanacağınızı Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Şayet yanlış stratejilerle çok farklı yollar içine girip, hedef kitlenize amaçladığınızdan çok farklı mesajlar verebilirsiniz.
3-Facebook’ ta Kime Ulaşacağınızı Bilmiyorsanız Doğru Yerde Değilsiniz:
Fan sayfasını oluşturup, birilerinin gelip sayfanızı like etmesini beklemek doğru sonuçlar vermeyecektir. Eğer hedef kitlenizi net olarak belirleyip, onları nasıl sayfanıza çekeceğinizi bilmiyorsanız facebook size göre değil.
4-Tüketicilerinize Nasıl Değer Katacağınızı Bilmiyorsanız Facebook Sayfası Açmayın:
Diyelim hedef kitleniz sizi like etti, orta ve uzun vadede sayfanızda kalmaları için bir sebep yaratmanız, onlara değer katmanız gerekiyor. Eğer bunu yapmazsanız ya insanlar zaman içerisinde sayfanızdan ayrılır ya da aylarca sayfanıza girmeyen fanlarınızdan biri olurlar. Kendinizi bir fan yerine koyup, neden ben bu sayfada olmalıyım sorusunu sorun.
5- Fanlarınızın Ne Zaman Facebook’ ta Olduğunu Bilmiyorsanız Facebook İle Onlara Ulaşamazsınız:
Uygun içerikleri uygun kitlenize en etkin şekilde ulaştırmak için onların ne zaman internette olduğunu bilmelisiniz. Aksi taktirde yaratığınız o güzel içerik fanlarınız tarafından görülmeyecektir.
6- Hedef Kitlenizin Facebook’ ta Neden Vakit Geçirdiklerini Bilmiyorsanız Boşuna Vakit Harcamayın:
Kendinize şu soruyu sorun. Onlar sizin markanızla Facebook’ ta iletişim halinde olmak istiyor mu ? Eğer insanların Facebook’ a markalarla iletişim halinde olmak için üye olduğuna inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bir çok kişi, arkadaşları, ailesi ve soysal çevresiyle iletişim halinde oılmak için Facebook hesabı açıyor. Dolayısıyla; facebook sayfası açmadan önce onlarla doğal bir iletişimi facebook’ ta kurup kuramayacağınızı iyice anlayın.
Genel olarak şunu anlamalıyız ki konu bizim markamız değil, konu hedef kitlemiz. Bu sebeple; öncelikle hedef kitlenizi ve onların sosyal medyadaki davranışlarını anlamalıyız. Daha sonra Facebook‘ ta olup olmamaya karar vermek en doğrusu.
13 Eylül 2011 Salı
Araştırma: Facebook Kullanıcıları Beğendikleri Markalara Sadık Kalıyor
Bir başka Facebook’ta kullanıcı davranışlarını konu alan araştırma ile daha karşınızdayız. Araştırma firması Chadwick Martin Bailey tarafından yürütülen çalışma, Facebook kullanıcılarının sosyal ağ üzerinde markalarla olan ilişkileri incelenmiş.
Araştırmada 1.491 yetişkine Facebook’ta beğendikleri markalar ile ilgili çeşitli sorular sorulmuş. Ortaya çıkan dikkat çekici sonuçlardan bazıları şöyle:
- Katılımcıların %34’ü beğendikleri markalarla Facebook aracılığıyla etkileşime giriyorlar. Bu oran Twitter için %4, LinkedIn için ise sadece %1.
- Facebook’ta en az bir markayı beğenmiş olan kullanıcıların, %33’ü 1-2 marka beğenirken, %25’lik kesim 3-4 marka beğenmiş. 10 ve üzeri marka beğenen kullanıcıların oranı ise %22.
- Bir markayı neden beğendikleri sorulan katılımcılar %58 ile o markanın müşterisi olduklarını sebep olarak göstermiş. Bu cevabı %57 ile ‘indirim veya kampanyalardan yararlanabilmek’ takip ediyor. %41’lik kısım ise o markayı sevdiklerini çevrelerine göstermek için ‘beğen’ düğmesine bastıklarını söylemişler.
- ‘Facebook’ta bir markayı beğenmekten vazgeçtiniz mi?’ sorusuna %75 oranında ‘hayır’ cevabı verilmiş.
- Ankete katılanların %51’i Facebook’ta bir markayı beğendikten sonra o markanın ürünlerine daha fazla ilgi gösterdiklerini söylemişler.
Görünün o ki Facebook, sosyal ağlar arasında açık ara müşteriler ile ilişki kurmak ve etkilemek için en ideal mecra. Facebook kullanıcıları markaları beğenirken cömert davranıyor ve beğenmekten de kolay kolay vazgeçmiyorlar.
Araştırmada 1.491 yetişkine Facebook’ta beğendikleri markalar ile ilgili çeşitli sorular sorulmuş. Ortaya çıkan dikkat çekici sonuçlardan bazıları şöyle:
- Katılımcıların %34’ü beğendikleri markalarla Facebook aracılığıyla etkileşime giriyorlar. Bu oran Twitter için %4, LinkedIn için ise sadece %1.
- Facebook’ta en az bir markayı beğenmiş olan kullanıcıların, %33’ü 1-2 marka beğenirken, %25’lik kesim 3-4 marka beğenmiş. 10 ve üzeri marka beğenen kullanıcıların oranı ise %22.
- Bir markayı neden beğendikleri sorulan katılımcılar %58 ile o markanın müşterisi olduklarını sebep olarak göstermiş. Bu cevabı %57 ile ‘indirim veya kampanyalardan yararlanabilmek’ takip ediyor. %41’lik kısım ise o markayı sevdiklerini çevrelerine göstermek için ‘beğen’ düğmesine bastıklarını söylemişler.
- ‘Facebook’ta bir markayı beğenmekten vazgeçtiniz mi?’ sorusuna %75 oranında ‘hayır’ cevabı verilmiş.
- Ankete katılanların %51’i Facebook’ta bir markayı beğendikten sonra o markanın ürünlerine daha fazla ilgi gösterdiklerini söylemişler.
Görünün o ki Facebook, sosyal ağlar arasında açık ara müşteriler ile ilişki kurmak ve etkilemek için en ideal mecra. Facebook kullanıcıları markaları beğenirken cömert davranıyor ve beğenmekten de kolay kolay vazgeçmiyorlar.
E-ticaret Sektörü Ne Kadar Büyük?
Elektronik ticaret denen olgu dört bir yanımızı çevrelediği, kurtuluşu e-ticarette bulan işverenin hem iş yapış şeklini hem de bilgi birikimini bu mecraya göre yeniden yapılandırdığı bir dönemde yaşıyoruz. E-ticaret uzmanı olduğunu iddia edip şirketlere danışmanlık hizmeti verenlerin sayısında gözlemlenen artışın ve neredeyse her gün yeni bir e-ticaret eğitim programının açılması hep bu sebeptendir.
E-ticaret nedir ne değildir, bu gibi konuları uzmanlarına bırakalım. Sizi ve yaptığınız işi incelemiş ve buna göre bir iş planı çıkarmış uzmanlardan bu işi daha iyi bilecek değiliz. O yüzden işin bu tarafını onlara bırakıp e-ticaret hakkında bazı önemli rakamları, istatistikleri ve özellikle ABD’de bu işin hangi boyutlarda olduğu ile ilgili bazı bilgileri paylaşalım istedim.
Invesp’in blogunga paylaşılan infografikte gözümüze çarpan belli başlı rakamlar ve bilgiler şu şekilde.
Çevrimiçi nüfusun %80’ı en az bir defa internet üzerinden alışveriş yapmış. Bu bize bu mecranın büyüklüğünü ve fırsatları göstermiş oluyor. Hele çevrimiçi nüfusun %50’sinin birden çok alışveriş yapmış olması da bunu destekliyor.
2011 senesinde 680 milyar dolar olan küresel e-ticaret satışları bundan dört sene sonra 1.4 trilyon dolar ile iki katına çıkmış olacak. Bu rakamların %34’ü Avrupa Birliği bölgesinde gerçekleşirken %29’u ABD’de, %27’si de Asya’da gerçekleşiyor.
İnternet üzerinden alışveriş yapmayı tercih edenler zaman kazandıkları için bu mecrayı tercih ettiklerini bildirmişler. Ürün ve hizmet çeşitliliği %67 ile ikinci tercih sebebi. Fiyatların karşılaştırılabiliyor olması, kalabalık bir ortamda olmamak, düşük fiyat, alışveriş için daha az yakıt harcamak ve daha az vergi gibi sebepler tüketicileri internet üzerinden alışveriş yapmaya itiyormuş.
Araştırmaya göre 31 – 44 ve 55 – 65 yaş aralığında olanlar %68 ile internet üzerinden en çok alışveriş yapan grup. 18 – 30 yaş arasında bulunanlar %54 ile 66 yaş üstü ise %48 ile listede sıralanmışlar.
E-ticarete ülkeler bazında baktığımızda ise Hindistan dünya genelinde en fazla büyüyen ülke. Suudi Arabistan’ın ikinci olduğu listenin sonunda Fransa gibi gelişmiş ekonominin temsilcilerinden bir ülkenin bulunması çok şaşırtıcı.
Alışveriş yapanların ne şekilde ödeme yaptığına baktığımızda ise kredi kartları ve banka havalesi %40 ile birinci sırada. Ön ödemeli kartlar, nakit ödeme, banka kartları ve elektronik cüzdanlar ise %35 ile tercih edilen ödeme yöntemlerinden diğerleri.
Elektronik ticarete baktığımız zaman mobile bakmamak olmaz. 2011 senesi itibariyle 4.4 milyar dolar olan mobil e-ticaret pazarı 2015 senesine geldiğimizde neredeyse altı katı büyüyerek 24 milyar dolara gelmiş olacak. Bu açıdan baktığımızda mobilin önümüzdeki seneler daha çok gündemde olacağını da görmüş oluyoruz.
E-ticaret nedir ne değildir, bu gibi konuları uzmanlarına bırakalım. Sizi ve yaptığınız işi incelemiş ve buna göre bir iş planı çıkarmış uzmanlardan bu işi daha iyi bilecek değiliz. O yüzden işin bu tarafını onlara bırakıp e-ticaret hakkında bazı önemli rakamları, istatistikleri ve özellikle ABD’de bu işin hangi boyutlarda olduğu ile ilgili bazı bilgileri paylaşalım istedim.
Invesp’in blogunga paylaşılan infografikte gözümüze çarpan belli başlı rakamlar ve bilgiler şu şekilde.
Çevrimiçi nüfusun %80’ı en az bir defa internet üzerinden alışveriş yapmış. Bu bize bu mecranın büyüklüğünü ve fırsatları göstermiş oluyor. Hele çevrimiçi nüfusun %50’sinin birden çok alışveriş yapmış olması da bunu destekliyor.
2011 senesinde 680 milyar dolar olan küresel e-ticaret satışları bundan dört sene sonra 1.4 trilyon dolar ile iki katına çıkmış olacak. Bu rakamların %34’ü Avrupa Birliği bölgesinde gerçekleşirken %29’u ABD’de, %27’si de Asya’da gerçekleşiyor.
İnternet üzerinden alışveriş yapmayı tercih edenler zaman kazandıkları için bu mecrayı tercih ettiklerini bildirmişler. Ürün ve hizmet çeşitliliği %67 ile ikinci tercih sebebi. Fiyatların karşılaştırılabiliyor olması, kalabalık bir ortamda olmamak, düşük fiyat, alışveriş için daha az yakıt harcamak ve daha az vergi gibi sebepler tüketicileri internet üzerinden alışveriş yapmaya itiyormuş.
Araştırmaya göre 31 – 44 ve 55 – 65 yaş aralığında olanlar %68 ile internet üzerinden en çok alışveriş yapan grup. 18 – 30 yaş arasında bulunanlar %54 ile 66 yaş üstü ise %48 ile listede sıralanmışlar.
E-ticarete ülkeler bazında baktığımızda ise Hindistan dünya genelinde en fazla büyüyen ülke. Suudi Arabistan’ın ikinci olduğu listenin sonunda Fransa gibi gelişmiş ekonominin temsilcilerinden bir ülkenin bulunması çok şaşırtıcı.
Alışveriş yapanların ne şekilde ödeme yaptığına baktığımızda ise kredi kartları ve banka havalesi %40 ile birinci sırada. Ön ödemeli kartlar, nakit ödeme, banka kartları ve elektronik cüzdanlar ise %35 ile tercih edilen ödeme yöntemlerinden diğerleri.
Elektronik ticarete baktığımız zaman mobile bakmamak olmaz. 2011 senesi itibariyle 4.4 milyar dolar olan mobil e-ticaret pazarı 2015 senesine geldiğimizde neredeyse altı katı büyüyerek 24 milyar dolara gelmiş olacak. Bu açıdan baktığımızda mobilin önümüzdeki seneler daha çok gündemde olacağını da görmüş oluyoruz.
12 Eylül 2011 Pazartesi
Nielsen 2011 Üçüncü Çeyrek Sosyal Medya Raporu
- Kadınlar ve 18-34 yaş arasındaki kişiler vakitlerinin çoğunu sosyal ağlarda geçiriyor.
- Erkekler daha çok LinkedIn ve Wikia’yı ziyaret ediyor.
- Amerikalı internet kullanıcıları diğer markaların sitelerinden daha fazla Facebook’ta zaman harcıyor.
- Mobil sosyal medya kullanımı yükşelişte.
- Kullanıcıların %97’si bilgisayar üzerinden sosyal medya platformlarına giriyor. Bu rakam mobil telefon kullanıcıları için %37 oranında.
- Tüketiciler mobil cihazlarında en değer verdikleri özellik olarak %49 ile yükleme/müzik dinleme birinci sırada iken sosyal ağlar %47 ile ikinci sırada yer alıyor.
- 2010 yılı üçüncü çeyrek araştırmasından bu yana sosyal ağ uygulamalarının kullanımı %30 artış gösteriyor.
- 55 yaş ve üzerindeki kullanıcılar geçtiğimiz yıla oranla iki kat daha fazla mobil telefonlarından sosyal ağ sitelerini ziyaret ettiler.
- Gelişmekte olan sosyal ağ: Tumblr geçtiğimiz yıla oranla izleyici sayısını üçe katladı!
- Bayanlar sosyal ağ sitelerindeki videolara bakmayı tercih ederken, erkekler daha uzun videoları seyrediyor.
Nielsen’in sunduğu rapora göre sosyal ağ ve bloglarda en çok vakit geçiren on ülke:
1. Avustralya
2. Brezilya
3. Fransa
4. Almanya
5. İtalya
6. Japonya
7. İspanya
8. İsviçre
9. ABD
10. İngiltere
- Erkekler daha çok LinkedIn ve Wikia’yı ziyaret ediyor.
- Amerikalı internet kullanıcıları diğer markaların sitelerinden daha fazla Facebook’ta zaman harcıyor.
- Mobil sosyal medya kullanımı yükşelişte.
- Kullanıcıların %97’si bilgisayar üzerinden sosyal medya platformlarına giriyor. Bu rakam mobil telefon kullanıcıları için %37 oranında.
- Tüketiciler mobil cihazlarında en değer verdikleri özellik olarak %49 ile yükleme/müzik dinleme birinci sırada iken sosyal ağlar %47 ile ikinci sırada yer alıyor.
- 2010 yılı üçüncü çeyrek araştırmasından bu yana sosyal ağ uygulamalarının kullanımı %30 artış gösteriyor.
- 55 yaş ve üzerindeki kullanıcılar geçtiğimiz yıla oranla iki kat daha fazla mobil telefonlarından sosyal ağ sitelerini ziyaret ettiler.
- Gelişmekte olan sosyal ağ: Tumblr geçtiğimiz yıla oranla izleyici sayısını üçe katladı!
- Bayanlar sosyal ağ sitelerindeki videolara bakmayı tercih ederken, erkekler daha uzun videoları seyrediyor.
Nielsen’in sunduğu rapora göre sosyal ağ ve bloglarda en çok vakit geçiren on ülke:
1. Avustralya
2. Brezilya
3. Fransa
4. Almanya
5. İtalya
6. Japonya
7. İspanya
8. İsviçre
9. ABD
10. İngiltere
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

