1) Basecamp
Basecamp, özellikle proje müdürlerinin kullandığı bir araç. Ajans içerisinde koordinasyonu basecamp ile sağlıyorlar. Projenin içeriğini, sürecin nasıl işleyeceğini, kimin ne yapacağını ve gerekli dökümanları Basecamp üzerinden bize ulaştırıyorlar. Her şey çok net ve hayatımız daha düzen içerisinde. Bir nevi sabah uyanınca yatağı toplayan insanlar kadar düzenli olabiliyorsunuz ajans olarak. Basecamp’i browser üzerinden çalıştırabileceğiniz gibi yakın zamanda yayınlanan iPhone uygulaması ile de pratik bir şekilde yönetebiliyorsunuz. İşin en güzel kısmına gelince, Basecamp üzerinde açtığınız projeye sinek konsa gerekli kişilere anında mail gidiyor. Gözünüzden bir şey kaçamaz yani. Son olarak, müşterilerinizle bunu koordineli bir şekilde yürütmek çok ütopik bir hareket olacaktır. En iyisi siz ajans içinde kullanın kafi.
2) Reeder
Tek kelime ile dünyanın en güzel RSS okuma programıdır ve RSS okumayan bir sosyal medya sektöründe çalışan, onu geçtim internet kullanıcısı olamaz. Olmamalı! Reeder’in sahipleri Mac, iPad ve iPhone için ayrı ayrı güzel uygulamalar yazmışlardır. Bundan sonra bahsedeceğim Pocket ile muazzam bir uyum içerisinde çalışırlar. Ayrıca artık ücretsiz olduğunu ve bir an önce indirmeniz gerektiğini söylemeliyim. ‘’Yalnız Google reader kapanıyor, program ölür’’ diyenlere gelince, ölmüyor. Sahibi Twitter’dan ‘korkmayın, Google biter bize bir şey olmaz’’ diye tweet attı.
3) Pocket
İnanılmaz cool bir tasarıma sahip, offline olarak makale, blog, haber okuma programıdır. Mantık çok basit. Browser’a eklediğiniz eklentisiyle o an karşınıza çıkan bir yazıyı okuyamayacaksanız tek tıkla ‘add pocket’ diyerek arşivliyorsunuz. Daha sonra telefonunuzdan, tabletinizden ya da browserdan sekronize ederek son güncellemelerinizi alıp nefasetle okumaya başlıyorsunuz. İnternetiniz gitse de Pocket ile okumaya devam edebiliyorsunuz.
4) Evernote
Evernote, tasarımcıların, öğrencilerin, ajans çalışanlarının olmazsa olmaz bir uygulaması. Mobilde, webde, offlineda yani her yerde çalışan bir araç. Hayatınızdaki tüm alanlarda kullanmak için tek bir hesap açmanız yeterli. Ben mesela Evernote içinde açtığım farklı not defterleri ile notlarımı alıyorum. Toplantılar için ayrı, kişisel blogum için ayrı defterlerim var. Ajans için en güzel faydası ise şu; toplantı notlarını gelip saatlerce maile geçirmenize gerek yok. Sync yaparak başka bir cihaza aktarıp oradan ekibe mail atabiliyorsunuz. Yazmaya üşenenler içinse fotoğraf çekmek, ses notu kaydetmek gibi bonusları da var pek tabi.
5) Dropbox
Ajansta dosya aramamıza, ‘ay ben sana mail atmıştım, ya maillerimde bulamadım’ cümlelerine son verdiren bir uygulamadır Dropbox. Dünyalar tatlısıdır. İçerisine açtığımız bir klasörün altına dökümanları düzenli bir şekilde bırakıyoruz. Ofiste işi düşen kimseye bir şey sormadan oradan temin ediyor. Ayrıca Dropbox’ın mobil entegresinin muhteşem olduğunu da söylemek gerek. Şunu çok net söyleyebilirim; mail biter, Dropbox bitmez.
6) Pinterest
Pinterest’de dünyalar tatlısı bir uygulamadır. İçerik sıkıntısına birebirdir. Peki ajansa nasıl uyarlamak gerek? Çok basit. Size özel bir board açılır ve ekip çalışanları girip oraya beğendikleri görselleri, infographicleri pinler. Bu ne işe yarar? İçerik yazarlarınıza destek olur. Çünkü güzel bir içerik kaybolmadan hemen oraya pin edilirse ilerleyen süreçte bir başkası onu kullanır ya da ilham alabilir.





