31 Ocak 2011 Pazartesi

Kimler "Aranıyor" ?




Kimler "Aranıyor"?

Yazar ve konuşmacı David Freemantle, Wanted (Aranıyor) isimli kitabını yazdığında 66 yaşındaydı. Bir gece yatakta uzanmışken aklına yeni bir fikir geldi: "Bazı insanlar iş bulmakta ya da bir işte kalıcı olmakta diğerlerine nazaran daha başarılıydı. Peki neden?"

Freemantle, bu soruyu yanıtlayan bir kitap yazmaya başladı. Yıl 2008, Eylül ayıydı ve küresel kriz ilk darbeyi ABD’ye vuruyordu, 533 bin kişi işten çıkarıldı. Kriz dalga dalga dünyaya yayıldı. 2009 Mart ayına gelindiğinde yalnızca ABD’de 663 bin kişi işsiz kalmıştı, işsizlik son 25 yılın en yüksek oranına ulaşmış ve yüzde 8.5 olmuştu.

Yetenek savaşının antitezini yazdı

Kitap "Wanted" adıyla, 2009 sonunda ABD’de yayınlandı. Freemantle’ın 16. kitabıydı (5 tanesi uluslar arası best seller – en çok satan). Yazar kitabının ne kadar sattığını göremedi, çünkü Nisan 2010’da aramızdan ayrıldı.

Wanted, Optimist Yayınları tarafından "Aranıyor" ismiyle Türkçe’ye çevrilerek Kasım 2010’da kitapçılardaki yerini aldı. İngilizce’sini inceleme fırsatı bulduğum ve esprili dili nedeniyle oldukça eğlendiğim bu kitabın Türkçe’sini de hemen edindim.

Kitapta aslında bir antitez var. Biliyorsunuz, bugünün sıcak konusu "yetenek savaşı". Şirketler, kendilerini başarıdan başarıya koşturacak yeteneklerin peşinde. Ancak onları bulamıyorlar, çünkü yetenekler son derece kıt. Bulduklarını da kaybediyorlar, çünkü yetenekler için alternatif bol.

Freemantle, küresel kriz tecrübesinde çalışanların başına gelenlerden hareketle, yeteneğin bol, alternatifin az olduğunu söylüyor. Yoğun rekabet ortamında hiçbir işin "güvenli" olmadığı görüşünde. Bu nedenle çalışanlara "en çok aranan çalışan olmanın yollarını" anlatıyor.

Yazara göre her şirketin sahip olmak istediği çalışanlardan biri olmak için izlemek gereken 50 yol var. Ben size bu yolların hepsini yazmayacağım ama en çarpıcı bulduğum 3 tanesinden bahsedeceğim.

Aşık olun

Piyasada en aranır çalışan olmanın ilk yolu "Aşık olmak!"

"Başarılı insanları her nerede ararsanız, orada yaptıkları işi seven insanlar bulursunuz" diyor Freemantle. Birkaç yıl önce, oturduğum mahalledeki bankalardan birinde çalışan bir güvenlik görevlisini duymuştum (ismine Ali diyelim). Ali, aralarında babamın da yer aldığı emekliler tarafından çok seviliyordu. Bankaya oldukça fazla sayıda emekli (maaş çekmek için) gidiyordu. Ali hepsini kapıda karşılıyor, içeri alıp oturtuyor, çay-kahve söylüyor ve onlarla sohbet ediyordu. Bankada gerekli yerlere yönlendiriyor, ATM’den para çekemeyenlere yardımcı oluyordu. Emekliler Ali’ye, Ali işine aşıktı.

İşe ilk başladığım yıllarda kafamı her kaldırdığımda gördüğüm bir sekreter vardı. Sekreter yılın 9 ayında hasta, kalan 3 ayında raporluydu. İşinden o kadar nefret ederdi ki hastalanmak için soğukta üzerine bir şey almadan dışarı çıkar, günde iki paket sigara içer, hasta birini gördü mü sarılıp öpmek için elinden geleni yapardı. "Nefret ettikleri işleri yapan insanlar olduğunu görmekten daha kötü bir şey yoktur" diyor Freemantle kitabında.

Kendiniz olun

Beyin avcılığı yapan, çok sevdiğim bir arkadaşıma bir gün dert yanıyordum: "Benden iş kadını falan olmaz, ne tayyör giyebiliyorum, ne kendimi pazarlayabiliyorum, ne de para pazarlığı yapabiliyorum." Dedi ki, "Biz doğal Mine’yi seviyoruz, kendin gibi ol yeter."

Aranıyor kitabından seçtiğim ikinci yol bu: Kendin gibi olmak.

Freemantle, "Bir kuruluş içinde kendiniz olmak, o kuruluşun olmanızı istediği kişi olmaktan çok daha zorlayıcıdır. Genelde vicdan, uyulması beklenen kurallarla çatışır" diyor. Tamamen katılıyorum. Bugüne kadar hangi işlerden neden ayrıldığını ya da kovulduğunuzu düşünün. En azından birinde "sizi istemediğiniz şeyler yapmaya iten" ortamlar olduğunu görürsünüz. Asla "yalaka ve evet efendimci" biri olmayın, kendinize saygınızı yitirmeyin, çünkü karşınıza her zaman "her dediğini yapmanızdan hoşlanan" insanlar çıkmaz. Özellikle de farklı ve yaratıcı düşünmenin çok değerli olduğu bu çağda.

Diktatörler için çalışın

Aylardır işsiz olan bir arkadaşım nihayet bir iş görüşmesine gitmişti. Görüşmeden geldiğinde yorumu şuydu: "Genel müdürü görür görmez tüylerim ürperdi ama ondan çok şey öğrenebilirim. Bir iki yıl işkence çekmeye değer." Arkadaşım o işe girdi, bir diktatörün boyunduruğunda iki yıl işkence çekti ama üçüncü yılın başında genel müdürlük koltuğunda o oturuyordu. Üstelik ne saman altından su yürütmüştü ne entrikalar çevirmişti. Diktatör bizzat patron tarafından kovulmuştu. Şirkette, arkadaşım dışında genel müdürden şikayetçi olmayan kimse kalmamıştı çünkü.

Freemantle’ın kitabından aldığım son yol önerisi, işte bu zehirli insanlarla ilgili: Diktatörler için çalışın.

"Bir yıl bir diktatör için çalışmak, bir işletme okulundaki iki yıla bedeldir" diyor yazar. Diktatörleri muhteşem cümlelerle tanımlıyor: "Diktatörler tüm kararları verirler. En küçük ayrıntılara girerek çok titiz bir biçimde yönetirler. Sadece beyin takımları içinde yer alan bir avuç insanı dinlerler. İnsanların hislerine duyarsızdırlar ve aptalları hoş görmezler. Çoğu zaman değişken, öngörülemez ve mantıksızdırlar. Duygusal şiddetin aşırılıklarına eğilimlidirler. Bu açıdan, kendileri için çalışılacak mükemmel patronlardır. Biraz garip bir yolla olsa da onlardan çok şey öğrenebilirsiniz."

MBA Nedir? Faydaları Nelerdir? Vol-1




Günümüzde başarılı iş adamlarının / iş kadınlarının özgeçmişlerindeki önemli ortak noktalarından biri de lisans eğitimleri hangi alanlarda olursa olsun yüksek lisans eğitimlerinde yurtiçi ya da yurtdışında bir MBA programı tamamlamış olmalarıdır. Kendi ülkemizdeki, Avrupa’daki, Amerika’daki ve dünyanın diğer yerlerindeki ortak kabul görmüş belki de yegane program MBA olmuştur. Temelde yönetim bilimleri derslerinin okutulması ve hangi iş alanı, hangi sektör olursa olsun MBA programında okutulan derslerin pratikte de kullanılabilirliğinin ispatlanmış olması sebebiyle MBA, e-MBA ve Executive MBA programları her geçen gün yeni mezunlar ve hatta yıllar önce lisans eğitimlerini tamamlamış iş profesyonelleri arasında tercih edilir olmaktadır.

MBA Nedir ?

embiey şeklinde okunan ve “Master of Business Administration” kelimelerinin ilk harflerinden oluşan İngilizce bir kısaltmadır. Türkiye'de üniversiteler İşletme yüksek lisans programlarına bu ismi vermeyi tercih etmektedirler. MBA diye bilinen yüksek lisans eğitimi, işletme yönetimi alanında master yapmak anlamına geliyor.

MBA Programı,kurumların her düzeyinde görev yapan ve bilgilerini yenilemek, güncelleştirmek isteyen profesyonellerle, kariyerini geliştirme çabasında olan ve yöneticilik vasfı kazanmak isteyen üniversite mezunlarının katılabileceği çağdaş ve etkin bir işletme yüksek lisans programıdır.

Eğitim dili çoğunlukla İngilizce’dir. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli üniversiteler bu eğitimi veriyor. Diğer yüksek lisans programları gibi İşletme Yüksek Lisansı da (MBA) tezli ya da tezsiz olarak, devlet ya da vakıf üniversitesinde yapılabilir.

e-MBA :

Uzaktan eğitim şeklinde yapılan MBA çeşididir. Ülkemizde bir çok vakıf üniversitesi ve bazı devlet üniversiteleri özellikle çalışma hayatında bulunanlara kolaylık sağlamak amacıyla e-MBA programları başlatmış bulunmaktalar.

e-MBA programında dersler internet üzerinden verilmektedir. Eğitim süresi 3 yarıyıldır. Altı yarıyıla kadar uzayabilir.

e-MBA eğitiminizi iş hayatınıza devam ederken sürdürebilirsiniz. Okula gitme ve belli saatlerde ders takip etme zorunluluğunuz olmadığından sizin için en uygun olan gün ve saatlerde derslerinizi alabilirsiniz.

Teknolojinin bütün araçlarını kullanarak hazırlanan eğitimler bazen ses, bazen video, bazen de yazı formatında size sunulur. Dilerseniz canlı olarak video izleyebilir, hocalarınıza bilgisayarınızın başından soru yöneltebilir ve cevap alabilirsiniz. (Sanal Sınıf Uygulamaları)

Sanal Sınıf Uygulaması:

Öğrencilerin, daha önceden belirlenmiş günlerde, dersin öğretim görevlisi ile internet üzerinden gerçek zamanlı olarak ders yapması anlamına gelen bu uygulama, sınıf içinde sinerji yaratır. Öğrenci anlamadığı konularda hocasına soru sorabildiği gibi örnek vakalar tartışılabilir, ekran üzerinde problemler çözülebilir.

e-MBA Programı sonunda YÖK tarafından onaylı MBA diploması alırsınız.

Dersler: Çağdaş Yönetim Teknikleri, Pazarlama Yönetimi, Araştırma Yöntemleri, Yönetim Ekonomisi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Muhasebe ve Finans, Üretim ve Süreç Yönetimi, Stratejik Yönetim

e-MBA ücretleri 4500 TL ile 37.500 TL arasında değişmektedir.

e-MBA başvuruları için de diğer yüksek lisans başvuruları için gerekli belgeler istenmektedir.

MBA hakkında güncel bilgiler vermeye devam edeceğim.

İletişim Yeteneklerinizi Geliştirecek 6 Öneri




En başarılı yöneticiler kolaylıkla düzgün bir çevre edinirler, düzgün konuşurlar ve etkili yazarlar. Bu yüzden artık en iyiler sınıfına girmeli ve iletişim yeteneklerinizi en yüksek seviyeye taşımalısınız. Aşağıdaki öneriler size yol gösterecektir:

1- Sözcüklerinizi Yönetin

İçinde bulunduğunuz durum ne olursa olsun daima saygı çerçevesi içinde iletişim kurun. Bu karşınızdakinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundururken, aynı zamanda ağır başlı olmanızı gerektirir. Aşağıdaki maddeleri uygulamayı deneyin:
 Konuşmakta olduğunuz kişinin neyi duymak istediğini belirleyin. Sadece gerçekleri mi istiyor? Anekdotlardan hoşlanır mı? Karşınızdaki kişinin duymak istediklerini söyleyerek yaptığınız bir konuşmada sözcükleriniz çok daha fazla değer kazanır.   
 Karşınızdaki kişiye değil, sorunlara odaklanın. Siz veya o ne kadar kızgın olursanız olun, karşınızdaki kişi yerine sorunlara saldırmak başarılı olmanın tek yoludur.    
 Aynı kişiyle gündelik hayatınızda çok sık iletişim kurmanız gerekiyorsa, bu kişinin e-mail’i mi, telefonu mu yoksa yüz yüze konuşmayı mı tercih ettiğini öğrenin. En kaprisli insanlar bile nasıl iletişime geçmekten hoşlandıklarının sorulmasından memnuniyet duyarlar.  
2- Kültürler Arası İletişim Kurmayı Öğrenin

Kültürel ve etimolojik bariyerler konuşmalarınızın gereğinden farklı olmasına yol açabilir ve iki tarafa da zarar verebilir. Başka kültürlerden olan kişilerle düzgün iletişim kurabilmek için aşağıdaki önerileri inceleyebilirsiniz:
 Yüksek sesle değil, yavaş konuşun. Sesinizi yükseltmek çok nadir durumlarda karşınızdakinin sizi daha iyi anlamasını sağlar.    
 Karşınızdakinin hiçbir şey bilmediğini varsayın ve spesifik olun. Siz işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor olabilirsiniz, fakat herkes bilmiyor. Bu yüzden konuşmanızın başarısını garantilemek için karşınızdaki kişiye her detayı verin.   
 Yazılı iletişimi tercih edin. Bir e-mail daha iyi anlamak amacıyla tekrar tekrar okunmaya el verişlidir. Eğer bu yolu seçerseniz karşınızdaki kişi ile periyodik olarak telefonda da iletişime geçin, böylece tavrınızı daha net ortaya koyabilirsiniz. 
 En temel usulleri aklınızdan çıkarmayın. Her şey ters gittiğinde bile teşekkür etmeyi bilin ve gerektiği zaman özür dilemekten çekinmeyin.
3- Karmaşık Fikirleri İletmeyi Bilin

Her şeyi açıkça belirtmek veya vermeniz gereken bilgileri organize edip küçük gruplar halinde listeledikten sonra numaralandırmak işinizi çok kolaylaştıracaktır. Bu sayede dinleyicilerin beklentilerini karşılama ve iletmek istediğiniz bilginin anlaşılma ihtimali yükselir. Bu durumu şu örnekle açıklayabiliriz:

Eğer bana ulaşmanızın 4 yolu mobil telefon, e- mail, otel telefonu ve ofis telefonu derseniz size ulaşmak isteyen kişiler bu 4 yoldan 3’ünde bile başarılı olsalar, size daha fazla seçenek sunduğunuzu ama sözünüzü yerinize getirmediğinizi hatırlatırlar. Bu yüzden bilgileri sıralamak ve organize etmek hem eksik bilgi vermenizi engeller, hem de anlaşılma ihtimalinizi arttırır. Sonuçların ne kadar etkili olduğunu görünce şaşıracaksınız!

4- Yüz Yüze İletişim Kurmayı Tercih Edin

E-mail sayesinde yüz yüze iletişime geçme zorunluluğu azalmıştır. Masanızda oturup telefon veya e-mail ile iletişime geçmenin daha verimli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, ancak bu durumun bazı dezavantajları vardır.

Kendinizi izole etmek gerçek anlamda verimli iletişim kurma yeteneklerinizin kullanılmamasına yol açar. E-mail’den faydalanmanın sınırını aşmayın ve düzenli olarak yüz yüze toplantılar talep edin.

Yüz yüze iletişime geçmek niçin bu kadar önemlidir? İlk olarak e-mail’de tavrınızı ortaya koymanız zordur. Ayrıca, insanlar konuşurken göz teması kurmayı ve karşılarındakinin vücut dilini anlamaya çalışmayı sever. Sonuç olarak doğal iletişim yönleri daha açık ve güçlü bir şekilde iletişim kurmanızı sağlar.

5- Görünümünüze Dikkat Edin

Görüntünüzün de en az sizin kadar konuştuğunu asla unutmayın. Kıyafetlerinizin sizin hakkınızda neler dediğini biliyor musunuz?

Örneğin yaratıcı bir reklam ajansında çalışırken koyu ve yünlü bir takım elbise giyip eski bir saç kesimi yaptırarak Bay Tutucu olmanız aynı zamanda Bay İşten Çıkarılması Gereken olmanız anlamına gelir. Aynı durum bankada çalışan bir bayanın çok abartı giyinip gösterişli takılar takması örneği için de geçerlidir. Unutmayın ki konsept her şeydir.

6- Daha İyi İletişim Kurmanın Yararları

İletişim yeteneklerinizi geliştirmek çok ciddi bir avantajdır. Gelişme göstermeniz istediğiniz kariyere adım atmaya başlamanız anlamına da gelir. Daha iyi iletişim kurabilen kişiler daha başarılı ve sorumluluk almaya daha uygun kişiler olarak görülür ve bu kişiler genlikle zamlarla ve terfilerle ödüllendirilirler.

30 Ocak 2011 Pazar

NEDEN E-TİCARET?




PAZAR HAKİMİYETİ
Firmanız ve ürünlerinizle ilgili sürekli güncel kalacak olan bilgileri tüketicilerin, tedarikçilerin ve satış noktaları gibi üçüncü kişilerin her istediklerinde ulaşabilecekleri yakınlıkta bulundurmuş olursunuz.

Gelişen dünya pazarına doğrudan ulaşabilirsiniz.
Gelecekte dünya ticaretini ele geçirecek bir pazara girmekte gecikmemiş olursunuz.
365 gün, 24 saat açık, hem satıcı hem de alıcılar için çok özel bir mekanda ticaret şansı yakalarsınız.
DİNAMİK ORTAM
Elektronik ortam, bilgilere daha çok erişimi ve müşterinin seçtiği ortamda aradığı yanıtları daha çabuk bulmasını sağlar.
Alışveriş yapanların demografik bilgileri, tercihleri ve site içerisindeki faaliyetlerinden çıkarılacak istatistiklerden oluşan müşteri profili, daha etkili ticaret stratejileri geliştirmenizi sağlar.
Programlanabilirlik olanağı, alışverişi tüketiciye özel kılmanızı ve ziyaretçilerin tercihlerine uygun ürün tanıtımını yapmanızı sağlar.
Aldığınız ve verdiğiniz bilgiler her zaman tam ve günceldir.
Mevsimsel ve Pazar değişimlerini yansıtmak üzere ürün dizinizi değiştirebilirsiniz.
Dinamik ürün ve kategori sayfalarını web’te oluşturmak size ayrıca ilave avantajlar sağlayacaktır.
DÜŞÜK MALİYET
Yeni bir iş kurma maliyetleriyle karşılaştırıldığında işe başlama maliyeti çok çok düşüktür.
Coğrafi sınırlara bağlı kalmaksızın, tek bir adres ile tüm dünya pazarlarına ulaşabilirsiniz.
Destek elemanı ihtiyacı çok az olduğundan personel maliyetlerinizi büyük ölçüde düşürürsünüz.
GELİR ARTIŞI
Yeni Küresel Satış ve Dağıtım Kanalları
Web büyük bir satış ve dağıtım kanalı yaratmıştır. Ticaretle uğraşan kimse, büyük coğrafi kapsamlara ulaşmakta ve çok düşük maliyetler ile küresel pazar üzerinde reklam, pazarlama ve satış yapabilmektedir. Ürünler görüntülenmekte, siparişler fiziksel dağıtım arayüzleri ile alınmakta, soyut mallarda web üzerinde satınalma sonrası online yükleme ile dağıtım yapılabilmektedir.

TASARRUF
Stoktan Tasarruf
Büyük miktarlarda fiziksel stok tutma ile ilgili maliyetler önemli ölçüde düşürülmüştür. Bugün Internet üzerindeki bazı iş kolları stok tutmamakta, bunun yerine bir dizi üreticiden ürün serisi sunmakta ve sipariş için üreticinin sistemine sipariş bağlantı girişine olanak tanımaktadır. Mağaza sahibi Internet üzerinde stok tutuyorsa bu stok elektronik mağazada, stok analiz ve raporlama araçlarına bağlı olarak satış modelleri ve tahminlerinin izlenebildiği hız ve incelikle daha etkili düzeylerde tutulabilmektedir.

Daha Az Komisyon
Artık çoğu firma Internet’i aracı/toptancı olmaksızın son kullanıcıya doğrudan satış yapılabilen bir yer olarak görmeye başlamıştır. Bu yalnızca aracıyı ortadan kaldırmayı değil, aynı zamanda doğrudan satış ve bazı durumlarda da siparişlerin anında yerine getirilmesi gibi yararlar sağlamaktadır.

Tanıtım Malzemelerinden Tasarruf
Ürün katalogları yaratmak, bastırmak ve dağıtmak çok pahalıdır. Web üzerinde ise ürün katalogları bir defalık bir masraftır. Çünkü bir katalog kopyası milyonlarca potansiyel kullanıcının erişimine açıktır ve animasyon, video ve audio klip gibi yeni interaktif tekniklerle desteklenerek geliştirilebilir.



MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Hızlı Pazar Girişi
E-ticaret sayesinde işkolları, ürünleri geleneksel fiziksel tekniklerle olduğundan daha hızlı bir biçimde pazara tanıtabilmektedir. Ürünler, tanımlar ve fiyatlar elektronik mağazaların arkasındaki stok veritabanına daha hızlı bir biçimde eklenmektedir ve içerik, eklenen yeni ürünleri ve değişiklikleri tüm sistemin karmaşık bir biçimde yeniden yapılandırımına gerek bırakmadan, dinamik olarak yansıtacak biçimde tazelenmektedir.

İlginç Alışveriş Deneyimi
Grafiksel, sezgisel web arayüzü; ilginç çokluortam sunusu; dinamik veri ve kişiselleştirim sayesinde tüketiciler fiziksel bir mağazaya gitmek zorunda kalmadan ilginç bir alışveriş deneyimi yaşamaktadırlar.

Müşteriye Yakın Markaj
Online ticaret sayesinde mağaza sahibi müşterileriyle interaktif, kişisel ilişkiler kurabilmektedir. Sonuç olarak mağaza sahibi müşterilerini belirli bir grubun üyesi olarak değil, birey olarak algılamaya başlar. Bu bilgiyle mağaza sahibi eşzamanlı olarak yeni müşterilerini etkileyebilir ve mevcut müşterilerine daha etkili pazarlama yapabilir.

Google Adwords Nedir, Nasıl Çalışır?



Google’ın reklam ağı Google AdWords olarak adlandırılmaktadır. Google Adwords’ün işleyiş şekli tamamen reklam verenlerin sonsuz sayıda anahtar kelime arasından Google’da arama yapılırken kendileri ile en alakalı olabilecek sonuçları seçmeleri ile gerçekleşmektedir. Reklam veren, bir anahtar kelime için teklif verdiğinde, reklamları verilen teklife göre arama motoru sonuç sayfasında yer alan organik sonuçların hemen üzerinde sarı renkli kutular içerisinde veya sayfanın sağ yanında çıkmaktadır.

Eğer reklam verenin reklamı sonuç sayfasında çıkarsa ve arama yapan kişi bu reklama tıklarsa, reklam verenin ana sayfasına ulaşır. Bu durumda reklam veren tıklama başına anlaşılan teklif tutarınca ödeme yapar. Reklam veren sayfada gözükmek için ücret ödememekte ancak ziyaretçi reklamlarına tıklayarak ana sayfalarına trafik olduğunda ücretlendirilmektedir.

Kelime için verilecek ücret tutarı aynı anahtar kelime için diğer firmaların vereceği fiyat tekliflerine göre belirlenmektedir. Ayrıca seçilen anahtar kelimenin Google ağında yaralan sonuçlarla ne kadar alakalı olduğu da sonucu etkilemektedir. Google AdWords sistemi internet pazarlaması yapanlar, iş sahipleri ve reklam verenler için gayet başarılı sonuçlar vermektedir. Yüksek geri dönüşe sahip anahtar kelimeler için rekabet çok fazla olduğundan Google AdWords’de reklam verenlerin reklamlarının amacına ulaşması ve başarılı olması için sistemin nasıl çalıştığını iyice kavramaları gerekmektedir. Yanlış veya alakasız anahtar kelime seçimi yetersiz geri dönüşe hatta dehşet verici beklenmedik sonuçlara sebep olabilir ve paranız tamamen boşa gidebilir.

Google AdWords çalışma sistemini anladıkça reklam ağından sağlayacağınız kazanç artacaktır. Reklam için hazırladığınız metnin anahtar kelimelerle tamamen alakalı olduğundan emin olun. Yapılan arama ile sizin reklamınız ne kadar alakalı ise alacağınız trafik o derecede çok olacaktır. Ayrıca Google arama sonuçları ile yüksek oranda alakalı olan reklamları ödüllendirerek daha az bir reklam bütçesi karşılığında üst sıralara çıkarmaktadır, bu reklamların kalitesini ve sonuçlarla alakalı olmasını artırmak için uygulanan bir yöntemdir. Bu şekilde verdiğiniz teklife ek olarak performansınız da görünürlülüğünüzü etkilemektedir. Google’ın para kazanması tamamen sizin reklamlarınıza ne kadar tıklandığı ile ilgilidir bu sebeple iyi performans gösteren kaliteli ve alakalı reklamlar daha çok tıklanacağından bu özelliklerdeki reklamların görünürlülüğü de daha fazla olacaktır.

Arama motoru kullanıcıları, arama yaparken aradıkları ürün veya servisle ilgili reklamlar gördüklerinde reklama tıklama olasılıkları oldukça yüksektir. Google kullanıcılarının zor yollarla, yanlış sonuçlara ulaşmasındansa doğru sonuca kolayca ulaşmasını istediğinden arama sonuçları ile yüksek oranda alakalı olan reklamları ödüllendirmektedir.

Google ve Google AdWords Hakkında…

Amaç: Google araması ve Google AdWords hakkında bilgi edinin ve AdWords’ün İnternet arama motoru ve anahtar kelimelere yönelik reklam kavramlarıyla nasıl ilişkili olduğunu anlayın.

Google’da Arama

Google bir arama motoru olarak internetten sayısız bilgiyi toplayıp düzenlemekte ve bu bilgileri tüm dünyadaki online arama yapan kişilerin kullanımına sunmaktadır. Kullanıcıların, Google.com.tr veya başka Google alanlarını ziyaret etmesi ve arama alanına bir arama sorgusu (bulmak istedikleri bilgilerle ilişkili terimler) girip Google’da Ara düğmesini tıklamaları yeterlidir. Google, dosya listeleri, makaleler, belgeler ve web siteleri dahil, tümü sorguyla son derece alakalı çeşitli arama sonuçları döndürür. (Kullanıcı Şansımı Denemek İstiyorum düğmesini tıklarsa doğrudan, Google arama sonuçlarındaki ilk web sitesine veya belgeye gider.) Kullanıcılar, Google Images, Google News ve diğer özel Google hizmetlerinde de arama yapabilir.

Arama sonuçları sayfanın sol tarafında görünür. Google’ın, web sitelerini veya belgeleri arama sonuçlarına yerleştirmek için ödeme kabul etmediğini önemle hatırlatırız. Ancak, reklamverenler, sayfanın sağ tarafında ve bazen de arama sonuçlarının üst kısmında görünen Google AdWords reklamlarını satın alabilirler.

Google AdWords

Google AdWords, Google’ın reklam programıdır. AdWords basit ve etkili reklamlar oluşturmanıza ve işletmenizle ilgili bilgileri çevrimiçi aramakta olan kişilere görüntülemenize olanak sağlar. O halde, reklamlarınızı yalnızca en alakalı hedef kitleye göstermek nasıl mümkün olabilir? Bu sorunun yanıtı, anahtar kelimeye dayalı reklamcılıktır.

Arama yapan bir kullanıcı Google’ı ziyaret edip bir sorgu — örneğin, ‘yeni başlayanlar için iyi gitarlar’ — girdiğinde, Google, gitar satın almayla ilgili tavsiyeleri içeren yazılara ilişkin bağlantılar veya yeni başlayan müzisyenlere adanmış web siteleri gibi çeşitli alakalı arama sonuçları görüntüler. Gitar, müzik dersleri veya sorguyla ilişkili diğer ürünleri ve hizmetleri satan çevrimiçi işletmelerle bağlantılı AdWords reklamlarını da görüntüler.

Örneğin, çok çeşitli gitarların bulunduğu bir müzik mağazanız olduğunu varsayalım. Bir AdWords hesabına kayıt olabilirsiniz ve stokunuzdaki başlangıç seviyesi gitarlar için reklamlar oluşturabilirsiniz. Reklamlarınızın her biri için, ‘yeni başlayanlar için gitarlar’ veya ‘başlangıç seviyesi için gitarlar’ gibi anahtar kelimeler (tek tek kelimeler veya reklamınızın mesajıyla ilişkili deyimler) seçebilirsiniz. Hesabınızı etkinleştirdiğinizde, reklamlarınız görünmek üzere etkinleşir. Yani, AdWords sistemi seçtiğiniz anahtar kelimelerle ilişkili arama sorgularını sürekli olarak arar ve sonra reklamlarınızı yüksek oranda hedeflenen izleyici kitlesine görüntüler. Kısacası, zaten sizi aramakta olan bir hedef kitleye doğrudan reklam yapıyor olursunuz.

Google AdWords Reklamları

Google AdWords çeşitli reklam biçimleri sunar. En yaygın biçim, metin reklamları ve resim reklamlarıdır. . Şu anda sunulan diğer biçimler arasında, animasyonlu reklamlar,video reklamları, yerel işletme reklamları ve mobil reklamlar yer almaktadır.

Tipik bir AdWords metin reklamı şuna benzer:

AdWords’ü deneyin
Yatırım Getirinizi Maksimize Edin. Yeni Müşteriler
ve Daha Fazlasını Kazanın. Bugün kaydolun!
adwords.google.com.tr

Metin reklamlar genellikle aşağıdaki dört satırı içerir:

Reklam başlığı (25 karakter, boşluklar dahil): Başlık, ürünlerinizle veya hizmetlerinizle ilgilenebilecek kullanıcıların dikkatini çeker.
İki açıklama satırı (her biri 35 karakter, boşluklar dahil): Bu iki satırda, ürününüze, verdiğiniz hizmete ve/veya tanıtımınıza ilişkin ayrıntılar yer alır. Bu satırlardaki içerik, amacınızı iletecek kadar anlaşılır ve kullanıcıyı reklamınızı tıklamaya ve sitenizi ziyaret etmeye ikna edecek kadar inandırıcı olmalıdır.
Görünen URL (35 karakter, boşluklar dahil): Bu satır, kullanıcının reklamınızı tıkladığında hangi siteyi ziyaret edeceğini gösterir.
Belirli geniş karakterler ve çift bayt karakterler, her bir satır için izin verilen karakter sayısını azaltır.

Temel AdWords Özellikleri

Amaç: Temel AdWords terminolojisini öğrenmek. Google Ağı’nın yararlarını, dil ve yer hedeflemeyi ve site hedeflemeyi öğrenmek.

Temel Tanımlar

Google AdWords’ü ilk kez kullanmak, yeni bir terminolojiyle tanışmanız anlamına gelebilir. En sık kullanılan AdWords terimlerinin dördü aşağıda açıklanmıştır.

Tıklama başı maliyet (TBM): Tıklama başı maliyet (TBM) fiyatlandırma modelini uygulayan AdWords, reklamlarınıza yapılan her bir tıklamayı hesabınıza borç olarak kaydeder. Reklamınız bir arama sorgusu için görüntülenir ancak kullanıcılar reklamınızı tıklamazlarsa, size hiçbir maliyet tahakkuk ettirilmez.

Kalite Puanı: Kalite Puanı, anahtar kelimenizin kalitesini ölçmek ve minimum teklifinizi belirlemek için temel oluşturur. Kalite Puanı, anahtar kelimenizin tıklama oranına (TO), reklam metninizin alaka düzeyine, anahtar kelime performansı geçmişine ve diğer alaka düzeyi etmenlerine göre belirlenir. Kalite Puanınız ne kadar yüksek olursa, minimum teklifiniz ve tıklama başına ödeyeceğiniz fiyat o kadar düşük olur.

Minimum teklif: Kalitesine (veya Kalite Puanı’na) dayalı olarak hesabınızdaki belirli bir anahtar kelimeye atanan miktar. Minimum teklif genellikle, anahtar kelimenizin reklamları göstermesi için tıklama başına ödeyebileceğiniz en az miktardır.

Tıklama Oranı (TO): Tıklama oranınız (TO), reklamlarınızın nasıl performans gösterdiğini size göstermeye yarayan bir ölçüttür. Reklamlarınız ne kadar alakalı olursa, kullanıcılar onları o kadar sıklıkla tıklarlar ve bu durum daha yüksek bir TO ile sonuçlanır. Sistem TO’nuzu aşağıdaki gibi hesaplar: Reklam tıklamalarının sayısı/gösterimlerin sayısı x 100.

Google Ağı

Google AdWords ile reklamlarınız, Google arama sonuçları sayfalarına ek olarak, web üzerindeki binlerce yüksek kaliteli arama ve içerik sitelerinden ve ürünlerinden oluşan Google Ağı’nda görünebilir. Reklamlarınızın Google Ağı’nda gösterilmesini seçmek, pazarlama alanındaki varlığınızı yalnızca Google üzerinden erişemeyebileceğiniz müşterilere büyük oranda ulaştırmanızı sağlayabilir.

Google Ağı, Google arama ağı ve Google içerik ağı olmak üzere ikiye bölünmüştür. Reklamverenler reklamlarını, bu ağlardan birinde veya her ikisinde birden göstermeyi tercih edebilir.

Google arama ağı: Froogle ve Earthlink gibi arama sonuçları sayfalarını görüntüleyen Google arama sayfalarını, arama sitelerini ve özelliklerini içerir. AdWords reklamları, kullanıcı bir sitenin dizini üzerinde gezinirken sonuçlar sayfasının bir parçası olarak arama sonuçlarının yan tarafında ya da üzerinde veya alakalı arama sayfalarında görünebilir.
Google içerik ağı: Gmail ve New York Times gibi haber sayfaları, belirli konularda web siteleri, blog’lar ve başka özellikler içerir. AdWords reklamları, sayfanın içeriği ve URL’si o reklamla alakalıysa bir web sayfasında görünebilir.
Dil ve Yer Hedefleme

AdWords’ün önemli bir yararı, reklamlarınızı dünyadaki hemen hemen tüm dillere ve yere hedefleme yeteneğidir. Örneğin, reklamlarınızı Kaliforniya’daki İspanyolca konuşanlara veya Brezilya’daki Portekizce konuşanlara hedefleyebilirsiniz. Bu dil ve yer hedefleme işlevselliği, işletmenizin cazibesini çeşitli hedef kitlelerin gözünde artırmak için reklamlarınızı ve promosyonlarınızı uyarlamanıza olanak sağlar.

Site Hedefleme

AdWords, iki tür reklam modeli sunar:

Anahtar kelime hedefli reklamcılık
Site hedefli reklamcılık
Anahtar kelime hedefli reklamcılık, Google’ın geleneksel reklamcılık modelidir. Bu reklamcılık modelinde, reklamverenler reklamlarını Google arama sayfalarında ve Google Ağı’nda görünmesi için tetikleyebilecek anahtar kelimeler seçer. (Tersi belirtilmedikçe, Öğrenim Merkezi’ndeki içeriğin büyük kısmı anahtar kelime hedefli reklamcılık odaklıdır.)

Site hedefleme, reklamverenlerin Google içerik ağında reklamlarının görünmesini istedikleri siteleri tek tek seçmelerine olanak verir. Bu da reklamverenlere, reklamlarının tam olarak nerede görüneceğini seçmede büyük esneklik sağlar.

Girişimcinin Gözlüğü

“Hedef büyük ise, adım küçük olmasın”





Girişimci insanlar sonuç odaklı çalışırlar, hedefi önceden belirler ona göre stratejisini çizer.

İhtiyaçlara göre hareket eder ve asla sizin olmaz dediklerinizin peşinden giderler.

Zoru severler, çünkü enerjileri çok büyüktür zoru fark edemezler.

Arkada kalmazlar lider olmak isterler, yenilgiyi sevmezler ama hep başarısızlıklarla karşılaşırlar.

İlk girişimcilik deneyimini tecrübe olarak görür ve onun için bir idmandır.



Kısaca, girişimci insanın bakış açısından bahsettik.



Bir girişimcinin gözlüğünü takmak istiyorsanız ne yapmamız gereklidir, onları maddeler halinde sıralayacak olursak,






İsteyin, istekli olun ve sorgulayın.
Deneyin, bilmediğiniz işleri öğrenmeye çalışın yâda bildiklerinizi uygulayın.
Görün, etrafınızda olup bitenleri gözlemleyin.
Korkmayın, korku ancak insanı yıldırır.
Hayatta kalmanın bir risk olduğunu unutmayın ve risklerin üzerine gidin.
Hata, gerçeklerin ortaya çıkmasını gösterir, hata yapmaktan çekinmeyin.
Bilmiyorum yapamam bana göre demeyin, unutma ki her zaman yaşadıkça öğreniyorsun.
Farkında olun, yapmak istedikleriniz sizin mutluluğunuzdur.
Özümseyin, içinize sinen fikirlerin peşinden gidin.
Fikir alın ama fikrinizi köreltmeyin.
Her şeyin bir düşünceden ibaret olduğunu unutmayın, düşünce girişimciliğin büyük bir bölümünü teşkil eder.
Kötümser olmayın, bunu yenmenin en iyi formülü her şeyin en ilkelini düşünün mutlaka işleri basite indirgeyeceksinizdir.
Sabırlı olun, sabırsızlık zaman kayıplarına neden olur.
Yapacağınız işin başlığını koyun, işin gelişmesi ve sonucunu yaşadıkça göreceksiniz.
Yenilikçilik olmazsa olmaz, hızla gelişen çağda yaşadığımızı unutmayın.
Biliyorum söylemesi zor ama sermayeniz yeterli gelmiyorsa mutlaka bir melek yatırımcı bulun. Çünkü bütün büyük sitelerin ardında bir melek yatırımcısı olmuştur. Bir elin nesi var iki elin sesi var mantığında.





Beyin-Ruh-Beden üçlüsü sizin içinizdeki gücü ortaya çıkarır, Beyin ister, Ruh hisseder, Beden de harekete geçirir.

Eğer girişimci ruhuna sahip değilseniz, yeteneğinizin peşinden koşun derim. Eğer akıllı değilseniz pazarlama yapmayın, bedeniniz de güçlü değilse çabuk yorulursun.

Girişimci insan bahsettiğim üçlünün de güçlü olması gerekir, yoksa bocalama evresi yaşar.

Ama şunu hatırlatayım bunları güçlendirmek sizin elinizde, bahsettiklerim sizi ilgilendiriyorsa sen bir girişimcisin demektir.




Şimdi soruyorum, siz hangi gözlüğü takıyorsunuz?



Girişimcilik ile ilgili güzel sözleri de sizlerle paylaşmak istedim.




§ Girişimci basit anlamıyla engelleri ve fırsatları ayırt edip her ikisini de kendi avantajına çevirebilendir. Victor Kiam

§ Girşimciler meraklıdır ama mütecessis değilfir. Girişimciler hırslıdır ama haris değildir. Girişimciler risk alır ama gözü kara değildir. Girişimciler başarıyı sever ama başarısızlıktan yılmaz. Aysen Zamanpur

§ Bireysel basarıların abartılması tehlıke tasır..asıl fıkrın projenın ve ekıbın ıskanalması tehlıkesıdır bu.Bız basarılı gırısımcılerın basarılarını anlatması bır saat surer ama basarısızlıklarımızı anlatmamız 3 gun surebılır aslında..Sinderalla oykulerı yoktur ıyı fıkırler ıyı kotarılmıs projelendırılmıs dusler vardır... Aysen Zamanpur

§ Yapamıyacağınızın düşündüğünüz şeyleri yapmaya çalışmalısınız. Eleanor Roosevelt

§ Hata değil, çare bulun. Henry Ford

§ Büyük adım atmaktan korkmayın,uçurumu küçük sıçramalarla geçemezsiniz. Anonim

§ Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. Lao Tzu

§ Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. Andre Gide

§ Günümüzde bir iş kurmak, girişimci olmak, eski sınırları aşmak ve öncülük etmek demektir. Paula Nelson

§ Girişimci, sönük bir başarıdansa şaşırtıcı başarısızlıkları tercih eden risk alıcıdır. Jim Fisk

§ İşin başında girişiminizi atağa kalkan bir yarışcı gibi görüyor olabilirsiniz . Ama firmanız geliştikçe çalışanlarınızın da maratonun içinde olduklarını anlamaları gerektiğini fark edeceksiniz. Trip Hawkins

§ Girişimci herzaman -özellikle başlarken- başarı ve iflasın eşiğinde durduğunun farkında olmalıdır. Küçük bir hata bile onu yok edebilir. Harold S. Green

§ Eğer girişim ilerliyorsa, bolluk ekonomi ile birlikte artar ama girişim yoksa bol luk ekonomi ile birlikte çürür. John Maynard Keynes

§ Bir şirket kurmak ipte yürümeğe benzer. Sadece tüm dikkatinizi verip konsantre olursanız karşı tarafa geçebilirsiniz. James Bernstein

§ Artık yönetim toplumundan girişim toplumuna geçiyoruz. John Naisbit

§ Büyük sanayi devrimini ve dev şirketlerin dönemini yaşadık. Ama inanıyorum ki çağımız girişimcinin çağıdır. Ronald Reagan

§ Küçük bir firmada tek bir çalışanın parlak fikri yeni bir ürünün piyasaya çıkmasını sağlamaya yeterli olabilir. Büyük bir firmada ise aynı fikir aylar süren toplantılar içinde kaybolup gider. Al Ries

§ Girişimciler, iyi bir fikir için paraları ve itibarlarını ortaya koyup zar atarlar. Girdikleri riskin başarısını ve başarısızlıklarını üstlenirler. Victor Kiam

§ Durdurulamayan istekler ve tüm olumsuzluklara karşı ayakta durabilmek, bir girişimcinin en önemli nitelikleridir. Deaver Brown

§ Bir girişimcinin ilk macerası sadece deneyim kazanmak ile sonuçlanır. Bu süt dişlerine benzer. Yerlerine daha güçlü ve dayanıklılarının çıkması zaman alır. Deaver Brown

4 Yanlış 1 Doğruyu Götürmesin!

Bize öğretilen en büyük yanlış, yanlışların doğruları götürmesidir, gerçek hayatta da bu böyle olmaktadır, insanları yaptıkları yanlışlar ile değerlendirip ona göre yorumlarız.

Şirketinizi düşünün belki en değerli elemanı sizsinizdir, ama ufak bir hata veya yanlış ile patronunuzun gözünden düşersiniz yâda işten bile çıkartılabilirsiniz.

Bunu en yakın arkadaşınız da bile görebilirsiniz.

Örneğin; arkadaşınız için birçok fedakârlıkta bulunmuş olmanıza rağmen yaptığınız yanlışı görüp sizi ona göre değerlendirmeye çalışır. Yüz kere iyilik yapın bir kere hata yapın affetmez acımasız olabilir.

Böyle yapmakla belki de hayatımızı mutsuz ediyor, hemen üzülüyor hemen kızıyor ve o günümüzün kötü geçmesine neden oluyoruz.
İnsanları yaptıkları yanlışlarla değerlendirip yaptıkları doğru şeyleri silersek onu kendimize dost değil düşman ederiz.

Bunun tam tersini düşünmek aklınıza hiç geldi mi?

Yaptıkları doğrularıyla değerlendirip hatalarını ört pas etmeyi ve kendi yaşamımız için farklı bakmayı kaçımız düşündü ve buna göre hayatına yön verdi?

Elbette ki Hz. Mevlana gibi düşünmek zordur, ama ne güzel söylemiş

“Ne olursan ol yine gel”

Yani hata da yapsan yanlışta yapsan yine gel diyor.

“Bin kere tövbeni bozsan da yine gel”

Zor ama mümkün değil diyemeyiz.

Üniversite de sınav sistemini düşünün 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor, neden öğrencilerin ellerinde ki doğrulara göz dikiliyor ki aksi yapılmış olsa 4 doğru 1 yanlış götürseydi emin olun öğrenciler bir doğru daha kazanmak için yanlış şıkkı işaretlemezlerdi.
Sınav sistemi bile bizi yanlışa teşvik ediyor.

Hayatının mutlu olmasını istiyorsanız iyi taraflarından bakmasını bilmek gerekir. Kimseyi küçük şeyler için yargılamamak lazım ve en önemlisi ise yaptıkları doğruları görüp yanlışlarını silip affedici olmasını becerebilirsek sizi herkes sevecek siz de herkesi seveceksiniz.

Şimdi 4 yanlış mı 1 doğruyu götürsün yoksa 4 doğrumu 1 yanlışı götürsün kararı size bırakıyorum…

Sahip Olmanız Gereken 7 Yetenek

“ Hiç iş deneyimim yok, mezun olduktan sonra nasıl iş bulacağım?”

Bu soru özellikle yeteneklerini iş dünyasına nasıl uyarlayacaklarını bilemeyen mezunlar arasında çok yaygındır. Ancak firmaları etkileyememe konusunda endişelenmenize gerek yok. İlk olarak mızmız birini kimse sevmez, ayrıca pozitif bir görünüm ve özgüven firmaları etkilemek için çok güçlü silahlardır. Bu yüzden başınız dik yürüseniz iyi olur.

Daha da önemlisi unutmayın ki yeteneklerinizi sadece hatırlamakla kalmaz, aynı zamanda yeni yetenekler de edinebilirsiniz.

Üniversite Gerçek Hayatın Yeteneklerini Öğretir

Dönem ödevleri hazırlayan, sınavlar için çok çalışan, oda arkadaşına yardım eden,  bir öğrenci kulübüne üye olan, spor aktivitelerine katılan ve bunlar gibi faaliyetleri beraber yürütebilmiş bir öğrenci bir işi hak ettiğini ispatlamış demektir. Okuduğunuz alan ve istediğiniz iş arasında direk bir bağlantı olmamasına rağmen, sandığınızdan çok daha fazla bağ vardır.

Bankacılık alanında çalışan, ancak felsefe öğrenimi gören bir öğrenci olduğunuzu varsayalım. Ekonomi ve işletme öğrencileri mülakatlarda ekonomistlerden alıntılar yaparken, siz hayatın anlamından bahsederseniz başarısız mı olursunuz? Kesinlikle hayır! Kritik düşünme ve yazma yetenekleriniz potansiyel firmanız üzerinde çok önemli bir etki bırakabilir. Felsefe kulübünün saymanlığını yaparken edindiğiniz para yönetimi yeteneklerini de unutmayın! Ayrıca bu alanda daha fazla şansa sahip olmak istiyorsanız ekonomi kurslarına gidebilir veya bir bankada staj yapabilirsiniz.

Sosyal bilimler sizi iş dünyası için çok kıymetli yeteneklerle donatır. Mühendislik gibi teknik bilgi gerektiren alanlar hariç etkili düşünebilme, iletişim ve uyum yetenekleriniz sayesinde birçok işe kabul edilebilirsiniz. İşe girdikten sonra ise zaten onlar sizi eğitecektir. Ancak eğer stajlar sayesinde sektöre yönelik deneyim kazanmışsanız, en çekici aday haline bile gelebilirsiniz.

Firmaların İstediği Özel Yetenekler

İşe alım trendleri üzerine araştırma yapan uzmanlar sektör ne olursa olsun firmaların işe alımlarda bazı temel yeteneklere çok önem verdiğini belirtmişlerdir. İnanın veya inanmayın bu yeteneklerin çoğunu üniversite eğitiminiz süresinde geliştirirsiniz. İşte birkaç örnek:
1. Eleştirel Düşünebilme : Büyük resmi görebilip analitik davranabilmek ve okuduğunuz şeyi iyi kavrayabilmek.
2. İletişim: Etkili konuşabilmek ve yazabilmek.
3. İleri Görüşlülük:Beyin fırtınası yapıp gelecekle ilgili çıkarımlarda bulunmak ve bu doğrultuda hedefleri belirlemek.
4. Bireysel Motivasyon: Sorumluluk almak için istek gösterebilmek.
5. Bilgi Yönetimi: Araştırmacı ve meraklı olup araştırmaları yönetebilmek.
6. Global Düşünebilme:Diğer kültürlerle ilgilenmek ve onları anlayabilmek, ayrıca farklı kültürlerden insanlarla geçinebilme.
7. Takım Çalışması: Hedeflere ulaşabilmek için başkaları ile de verimli bir biçimde çalışabilme.
Bu anahtar yetkinlikler sayesinde şansınızı çok arttırabilirsiniz. Yetenekli olduğunuzu bir kez fark ettikten sonra, kendinizi firmalara tam da onların istediği aday gibi tanıtmak konusunda daha başarılı olursunuz.

Öğrenciyken patron olmanın 10 yolu..

İnternet girişimcilerinin buluşma adresi etohum, eğitimleriyle eş zamanlı olarak internette kendi işini kurmak isteyen gençlere yol gösteriyor! İşte kendi kendinin patronu olmak için izleyeceğin 10 adım…

İlk 5 Adımı önemle dikkate almalısınız.!



İnternette iş kurup zengin olan gençleri görüp hayıflanıyor, “ben de fikrimi internette paraya çevirsem” diye düşünüyorsanız bu haberdeki yöntemler işinize yarayabilir.

Yeni ekonomiyle ilgili bilgi ve iş fikri sahibi olan girişimcilerle, bu konuda yatırım yapabilecek şirket ve profesyonelleri buluşturan etohum, sanal dünyada iş yapmak isteyen gençlere yol gösteriyor. İşsizliğin giderek arttığı günümüzde kendi kendinin patronu olmak isteyen girişimcilere yardımcı olmayı hedefleyen etohum, 10 adımlık bir yol haritası belirlemiş.

etohum Kurucusu Burak Büyükdemir, katıldığı birçok panel, seminer ve toplantı deneyimlerinden gençler için bir el kitabı oluşturmuş. Burada, genç girişimci adaylarına kendi e şirketlerini kurmaları için tavsiyelerde bulunuyor. İşte ‘Girişimci öğrencilerin 10 maddelik el kitabı”ndan tüyolar…

1. adım: İş dünyasındaki profesyonellerle tanışmak için staj yapın, yarı ya da tam zamanlı çalışın!
Öncelikle, bulduğunuz ilk fırsatta iş dünyasına adım atın. Staj yapın, okulla birlikte yarı zamanlı bir işte çalışın, yaz tatillerinde ise kendinize tam zamanlı bir iş bulun. İş dünyasındaki profesyonellerle iletişim kurun. Deneyimlerinizi blog gibi platformlarda paylaşın.

2. adım: Araştırma yapın!
İyi bir fikir bulmak istiyorsanız araştırın, sürekli araştırın. Hem gerçek hayatta hem de internette derinlemesine araştırma yapın. Bu doğrultuda ticaret odaları, sanayi odaları, meslek birlikleri ve kütüphanelere başvurun. Mevcut iş modellerini analiz edin. Bir fikir bulunca sadece buna odaklanın.

3. adım: Sosyal çevre edinin, arkadaşlarınızla ilişkinizi geliştirin!
Mezuniyet sonrasında arkadaşlar işbirliği yapılacak şirketler haline gelecektir. En yaratıcı iş fikirleri bile çevre desteği olmadan gerçekleştirilemez. Okulda ve iş dünyasında tanışılan kişilerle kurulan arkadaşlık ilişkilerini sürdürün.

4. adım: Seminer, panel ve konferanslara katılın; kitap okuyun!
İyi bir konferans veya iş dünyasından biriyle yapılacak bir sohbet asla kaçırılmamalı. Özellikle de kendi işini kurmuş kişilerin konuşmacı oldukları konferanslara katılın. İşletme, yönetim, pazarlama, satış, muhasebe, ekonomi konularındaki seminerleri pas geçmeyin. Sorular sorun, bu kişilerden alabileceğiniz kadar bilgi alın.

5. adım: Kulüplerde etkin rol alın
Kulüplerin küçük bir şirket simülasyonu niteliği taşıdığını unutmayın. Kulüp üyeliği sürecinde bir şirkete gidip ürün satın veya bir organizasyon düzenleyin. Bu size kip çalışmasına yatkınlık, topluluk önünde konuşma gibi becerileri kazandırır.

6. adım: Küçük girişim denemeleri yapın
Okul yıllığı basım işi, etkinlik organizasyonu, fotokopi satmak gibi işler size ticaret deneyimi kazandırır. Bu sayede fatura kesme, KDV ve gelir vergisi ödeme gibi işlemlerle tanışırsınız.

7. adım: Derslerinizi önemseyin
Sınıf geçmek için değil öğrenmek için derslere önem gösterilmesi gerekiyor. Temel derslerin altyapı oluşturmada kritik rol oynadığını unutmayın.

8. adım: Bilgisayar ve interneti sadece eğlence için değil, aynı zamanda iş için de kullanın; bilgisayar kurslarına katılın
Bilgisayar kurslarına katılın ve yazılım konusunda temel bilgiler edinin. Belediye ve meslek örgütleri ücretsiz bilgisayar kursları açıyor. Yazılım tasarımı konusunda kendinizi geliştirin.

9. adım: En az bir yabancı dil öğrenin
İnternet girişimi, küresel dünyada rekabet eder. İngilizce bilmek de İnternet ekonomisi için şart. Ama bunun yanında Türkçeyi de iyi kullanmak zorundasınız.

10. adım: Soru sorun
Büyüklerin, öğretim üyelerinin, tecrübeli insanların fikirlerini dikkatle dinleyin ve analiz edin; hem onları hem kendinizi sorgulayın
Nedenler üzerine kafa yorun. Her yapılanı doğru kabul etmeyin, sorgulayın. Bu noktada tecrübeli insanları dinlemenin, not almanın, araştırmanın ve soru sormanın zor ama yararlı bir döngü olduğunu unutmayın.

29 Ocak 2011 Cumartesi

En Parlak 20 İş Stratejisi


En Parlak 20 İş Stratejisi
ABD’NİN ünlü İnternet iş dergisi Business 2.0, her işletme sahibinin uygulayabileceği en parlak 20 iş stratejisini yazdı. Bu fikirler önce Amerika’yı, sonra da tüm dünyaya sardı. İşte dünyanın en harika iş fikirleri:
1- Bir şirket kurarken ucuz gerilla taktikleri kullan.
2- En yetenekli elemanlarınızı yeni fikirleri araştırmaya yönelt.
3- Tüketicinin temel ihtiyaçlarını radikal bir yeni tasarımla karşıla.
4- Arzulanan bir üçüncü dünya niş ürünü bulun ve bunu sanayileştirin.
5- Başarı esinlenme ve terden ibarettir.
6- Çalışanlarınıza şirket sınırları içinde kişisel hayatlarını yaşamalarına daha fazla izin verecek yollar yarat.
7- Bugünün petrol fiyatlarını belirleyen yeni pazarlarla bağlantı kur.
8- Online iş ucuzdur ve daha kolaydır.
9- Deniz aşırı ülkelerden gelen ithal malların senin ülke mallarının yerini almamasına dikkat et.
10- Çalışanlarınla yapmacık da olsa neşeli ve çok iyi bir bağ kur.
11- Bir işe başlarken, bankacıları değil kendi kalbinin sesini dinle.
12- Büyük şirketlerin ulaşamayacakları yerel pazarlara saldır.
13- Eğer iç pazar küçükse, global ol, hem müşterileri hem yatırımcıları kovala.
14- Genç müşteriler istiyorsan, reklamı unut. Ürüne, sizin pazarlamanızı yapacakları heyecan verici, acayip özellikler ekle.
15- Etrafta gerçekten sana ilham verici unsurlara ulaş.
16- Köklü bir organizasyon için öncelikle her şeye küçükten başla.
17- Son dakika problemlerini ucuz donanımla çöz.

Satış için en etkili silah ‘sözlü iletişim’
ABD ve İngiltere’de pazarlama iletişimi alanında yapılan son çalışmalar, satın alma kararında bir numaralı etkili faktörün “sözlü iletişim” olduğunu gösterdi. Sözlü iletişim yöneticiler üzerinde diğer tüm iletişim kanallarından daha yararlı. Ankete katılan yöneticilerin yüzde 50’si, sözlü ikna edilmesi durumunda bir ürünü satın alma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu söyledi. Yöneticiler, sözlü iletişimin reklam, doğrudan posta ya da gazete haberlerinden daha etkili olduğunu belirttiler. Araştırmaya göre en etkili satın alma kararı kanallarından bazıları şunlar: arkadaş tavsiyesi, satın görevlisi ile birebir görüşme, pazarlama faaliyetlerine katılım, konferanslar, ticaret şovları ve İnternet.

Hata Yapmaktan Korkmayın!!!

Hata Yapmaktan Korkmayın!!!
İş dünyasındaki bir anlayışa göre; iş yapan hata yapacaktır. Bir kişi hata yapmıyorsa iş yaptığından şüphe edebilirsiniz.

       Hata yapmamanın iki nedeni olabilir;Birincisi, iş yapmayanlar hata yapmaz. İkincisi, risk almaktan çekinenler hata yapmaz.

      Thomas Edison’a, 999 denemeden sonra yaptığı bininci deneyde ampulü bulmasıyla ilgili olarak söyle bir soru yöneltmişler: 999 kez hata yapmanıza rağmen, bininci deneyi yapacak gücü nereden buldunuz?

      Edison su yanıtı vermiş: - Ampulün icadı bin aşamalı bir süreçti. Hata gibi görünen ilk 999 aşama, bininci ve son aşamaya götüren öğrenmelerle doluydu.
 

3M firmasının, hatalar nedeniyle bugünlere geldiği anlatılır;

       Örneğin, ofislerde üzerine küçük notlar yazmak için kullandığımız Post-it’ler bir hata sonucu bulunmuştur. 1900’lerin başında 3M şirketinin yöneticileri, araştırma geliştirme (ar-ge) bölümüne dünyanın en güçlü yapışkanını geliştirme talimatını verirler. Yapılan uzun çalışmalardan sonra ar-ge bir yapışkan geliştirir. Ancak buldukları yapışkan, dünyanın en güçlü yapışkanı olmak bir yana, en zayıf yapıştırıcısıdır. Öyle ki, küçük bir bebek bile yapıştırılan nesneyi iki parmağıyla hafifçe çektiğinde nesne kolaylıkla gelmektedir. 3M şirketi, eğer ar-ge ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı ve buluşlarını çöpe atsaydı, bugün 3M firmasını dünyaya dağıtan ve en büyük şirketlerinden birisi yapan Post-it kağıdı olmayacaktı. Bugün dünya şirketleri, hata yapanları cezalandırmıyor. Tam tersine, hata yapmayanları bünyelerinde barındırmıyorlar. 


Hata yapma pahasına risk alma kültürü, bugünün iş dünyasında yaygınlaşıyor.